Sponsor Reklam AlanI Sponsor Reklam AlanI ___________________________________________________
Vaktin birinde bir cam parçası yola koyulmuş. Güneşin ışıklarını yansıttığının farkında olmadan, Güneşi arıyormuş. Öğrendiği şey, bir tarafı kararırsa diğer tarafının ışığı yansıtacağıymış...
Güneşe ulaşamayacağını herkes söylemiş ona. Hatta bazı insanlar karşısında durup gülmüşler, ayna olmak her cam parçasının işi değil demişler...
ve aynaları örnek vermişler...
cam parçası insanların onur dedikleri şeyin kibir, sevgi dedikleri şeyin beklenti, anlamak dedikleri şeyin ise sadece bir zaman süren bir çıkarcılık olduğunu yol boyunca öğrenmiş...
öyle sıkılmış öyle sıkılmışki, en sonunda onların haklı olduğuna kanaat getirerek varmış olduğu yerde, boylu boyunca yığılmış...
ne güneş bana ulaşacak eyvah, nede ben ayna olacağım... ışığı yansıtmamsa mümkün değil... ben ancak geçirgen gözlerin hiçbirşey görmediği bir cam parçasıyım... diye diye düşünmüş...
kendi içinde düştüğü bu umutsuzluk ve üzüntü ile bulutların arasından süzülen güneşi farkedememiş.
güneşin ilk gördüğü ise o olmuş. parlak ışıklar direk cam parçasına değdiğinde parıldayarak toprağa ve çevresine parlak ışıklar yaymaya başlayan cam parçası bundan o kadar mutlu olmuşki hemen ayağa kalkmış.
güneş vurdukça ısınıyormuş. ısındıkça mutlu oluyormuş. içini birden büyüyen bu mutluluk duygusuyla sevgi duygusu kaplamış.
bugüne kadar benimle alay edenler, aslında bana bakıp yorumlar yapanlar demekki yanılmışlar diye bağırmış... işte bende güneşin ışıklarını yansıtıyorum demekki bu yorumları onların kendilerinde gördükleriydi...
ve sırtının kararmış olduğunu farketmiş.. inanamamış, karşıdaki taşın görüntüsü aynen kendi üzerine yansımış..
artık o bir ayna olmuş meğer
hikaye basit amaç ise anlayış kabiliyetinin eksikliğinin geliştirilmesi gerekliliğidir.,
insanlar öyle şeylere değer verir, öyle basit şeylerin peşinden koşarlarki, bilmezler ve anlamazlar, her ayna onlara kendini yansıtır...
bizim heryerde karşımıza çıkan koyun-güruh insan modeli, toplumun her kademesinde nette ve heryerdede malesef mevcut.
kibirli, geliştirilemez bu tip insanlar, sadece kendi doğrularını savunurlar. ve biri bak ben sende bunu görüyorum diye GERÇEĞİ gösterdiğinde gittikleri yol hep inkarcılık olur...
AYNA OLMAK sürecek.....
(ne demişti demosten gölge etme başka ihsan istemez)
27 Åžub 2008, 21:04
ASREVYA
Site Yöneticisi
Kayıt: 17 Kas 2007, 19:25 İleti: 9988
YaÅŸ: 41
Ruh Hali:
Re: AYNA OLMAK!
Sponsor Reklam AlanI Sponsor Reklam AlanI ___________________________________________________
_________________ Kapıldım gidiyorum bahtımın rüzgârına. Ey ufuklar diyorum, yolculuk var yarına.
27 Åžub 2008, 21:14
ayÅŸenur
Derman
Kayıt: 18 Şub 2008, 13:41 İleti: 314
Re: AYNA OLMAK!
Sponsor Reklam AlanI Sponsor Reklam AlanI ___________________________________________________
gerçekten güzel paylaşımın için teşekkür
_________________ Seviyorum Sevmenin Acı Vermesini Her Sevenin Sevilmediğini Bile Bile.Ama Yınede Bir Umut Taşıyorum SEVEN SEVİLİR Diye.!!
28 Åžub 2008, 07:57
Okyanus
Åžiir
Kayıt: 24 Kas 2007, 22:53 İleti: 589
Ruh Hali:
Kısa Kısa Öyküler...
Sponsor Reklam AlanI Sponsor Reklam AlanI ___________________________________________________
Her Şey Düşünceden Kaynaklanır
Yaşlı bir marangozun emeklilik çağı gelmişti. İşveren müteahhidine,çalıştığı konut yapım işinden ayrılarak eşi ve büyüyen ailesi ile birlikte daha özgür bir hayat sürme tasarısından söz etti.Çekle aldığı ücretini elbette özleyecekti.Ne var ki emekli olmaya bir kere karar vermişti. Müteahhit,iyi işçinin ayrılmasına üzüldü ve ondan kendine bir iyilik olarak son bir ev daha yapmasını rica etti. Marangoz kabul etti ve işe girişti. Aslında hiç başlamak istemiyordu;ama bir kere söz vermişti. Gönlünün yaptığı işte olmadığını görmek pek kolaydı.Baştan savma bir işçilik yaptı ve kalitesiz malzeme kullandı. Kendini adamış olduğu mesleğine böyle son vermek büyük bir talihsizlikti.İşini bitirdiğinde işveren,evi gözden geçirmek için geldi. Marangoza beklemediği bir jest yaptı.Dış kapının anahtarını uzatarak "Bu ev senin,sana benden hediye." dedi. Marangoz şoka girdi. Ne kadar utanmıştı. Keşke yaptığı evin kendi evi olduğunu bilseydi. O zaman böyle baştan savma yaparmıydı hiç??????????
"Gelecek" dediğimiz hayatımız,içinde yaşadığımız anlarla ne kadar bağlantılı.Günbegün kendi hayatımızı kurarız.Çoğu zamanda, yaptığımız işe elimizden gelenden daha azını koyarız. Sonrada, şoka girerek kendi kuruduğumuz evde yaşayacağımızı anlarız.Eğer tekrar yapabilsek,çok daha farklı yapacağımız düşünürüz. Ne var ki geriye dönemeyeceğiz.
KAYNAK: (Adil Maviş ve Oğuz Saygın) Başarı Rehberi
_________________ Zor, en son aklına gelen olmalıdır. Yaşadığın dünyaya bak. Yüce Tanrı hangi eserini sevginin kucağında büyütmemiş? Neden okşamak ve kucaklamakla gidilecek yere, tekme ve tokatla erişmeyi tercih edersin. MEVLANA
01 Mar 2008, 21:23
Okyanus
Åžiir
Kayıt: 24 Kas 2007, 22:53 İleti: 589
Ruh Hali:
Re: Kısa Kısa Öyküler...
Sponsor Reklam AlanI Sponsor Reklam AlanI ___________________________________________________
KARAYI GÖREBİLSEYDİM!...
4 Temmuz 1952 günü 34 yaşında bir kadın,Pasifik Okyanusu'na dalarak, Catalina Adası'ndan, 30 km batısında kalan Kaliforniya'ya doğru yüzmeye başladı. Eğer başarılı olursa,bunu yapan ilk kadın olacaktı. Adı, Florence Chadwick olan bu yüzücü, Manş Denizi'ni her iki yönde geçen ilk kadındı. O sabah su, vücudu uyuşturacak kadar soğuktu ve sis o kadar yoğundu ki beraberindeki tekneleri güçlükle seçebiliyordu. Milyonlarca insan televizyonlarından onu izliyordu,köpek balıkları ve dondurucu soğuğun etkisini hiçe sayarak 15 saat yüzdü. Sonra dayanamayıp bırakmak istedi. Yakındaki bir teknede bulunan annesi ve antrenörü,karaya çok yakınlaştıklarını ve devam etmesini söyledilerse de o,sudan çıkmakta kararlıydı. Azimli yüzücü, Kaliforniya kıyısına yarım mil kala sudan çıkışının nedenini şöyle açıkladı: "Karayı görebilseydim,başarabilirdim!" Vazgeçmesinin sebebi ne yorgunluk ne de soğuktu. Tek sebep karayı görememekti. Bu hayatın gerçeğiydi. Bir şeyi başarabilmek için, ortada gözle görülür bir hedef olmalıydı.
Kaynak: Adil Maviş ve Oğuz Saygın (Başarı Rehberi)
_________________ Zor, en son aklına gelen olmalıdır. Yaşadığın dünyaya bak. Yüce Tanrı hangi eserini sevginin kucağında büyütmemiş? Neden okşamak ve kucaklamakla gidilecek yere, tekme ve tokatla erişmeyi tercih edersin. MEVLANA
01 Mar 2008, 21:24
Okyanus
Åžiir
Kayıt: 24 Kas 2007, 22:53 İleti: 589
Ruh Hali:
Re: Kısa Kısa Öyküler...
Sponsor Reklam AlanI Sponsor Reklam AlanI ___________________________________________________
BİLGE İLE KÖPEK
Bir bilge, bir göletin başında oturmaktadır. Susuzluktan kırılan bir köpeğin devamlı olarak gölete kadar gelip, tam su içecekken kaçması dikkatini çeker. Dikkatle izler olayı. Köpek susamıştır ama gölete geldiğinde sudaki yansımasını görüp korkmaktadır. Bu yüzden de suyu içmeden kaçmaktadır. Sonunda köpek susuzluğa dayanamayıp kendini gölete atar ve kendi yansımasını görmediği için suyu içer. O anda bilge düşünür:
Ama biraz daha düşününce aslında gerçek öğrendiği şeyin bundan farklı olduğunu görür. Asıl öğrendiği şey, insanın bir bilge bile olsa bir köpekten öğrenebileceği bilginin var olduğudur. Bu yüzden ne varsa paylaş, senden de öğrenilecek bir şeyler vardır diğer insanlar için...
Her insanın bir hikâyesi ve söyleyecek bir sözü mutlaka vardır.
_________________ Zor, en son aklına gelen olmalıdır. Yaşadığın dünyaya bak. Yüce Tanrı hangi eserini sevginin kucağında büyütmemiş? Neden okşamak ve kucaklamakla gidilecek yere, tekme ve tokatla erişmeyi tercih edersin. MEVLANA
01 Mar 2008, 21:24
Okyanus
Åžiir
Kayıt: 24 Kas 2007, 22:53 İleti: 589
Ruh Hali:
Re: Kısa Kısa Öyküler...
Sponsor Reklam AlanI Sponsor Reklam AlanI ___________________________________________________
Büyük Taşlar
Bu hikaye Northwesten üniversitesi iş idaresi master öğrencileri ile zaman yönetimi dersi profesörü arasında geçen yaşanmış bir hikayedir: Profesör sınıfa girip karşısında duran, dünyanın en seçilmiş öğrencilerine kısa bir süre baktıktan sonra,bugün zaman yönetimi yapıcagız dedi.Kürsüye yürüdü, kürsünün altından kocaman bir kavanoz çıkarttı.
Arkasından kürsünün altından yumruk büyüklüğünde taş aldı ve taşları büyük dikkatle kavanozun içine yerleştirmeye başladı.Kavanozun daha başka taş almayacağına emin olduktan sonra öğrencilerine döndü ve kavanoz doldu mu diye sordu. Ögrenciler hep bir ağızdan doldu diye cevapladı.Profesör öylemi dedi ve ve kürsünün altına eğilerek bir kova mıcır çıkarttı.Mıcır kavanozun ağzından yavaş yavaş döktü.Sonra kavanozu yarak mıcırın taşların arasına yerleşmesini sağladı.
Sonra öğrencilerine dönerek bir kez daha bu kavanoz dolumu diye sordu.Bir ögrenci dolmadı herhalde diye cevap verdi.Doğru dedi.Profesör gene kürsünün altına egılerek bır kova kum aldı ve yavaş yavaş tum kum taneleri taslarla mıcırların arası nüfuz edene kadar döktü. Gene öğrencilerine döndü ve bu kavanoz doldumu diye sordu. Tüm sınıf bır agızdan hayır dıye bagırdılar.
Güzel dedi profesör kürsün kürsünün altına eğilerek bir sürahi su aldı ve kavonoz agzına kadar doluncaya dek suyu bosalttı. Sonra ögrencılerıne dönerek bu denyin amacı neydi diye sordu. uyanık bir öğrenci hemen zamanımızın nekadar dolu görünürse görunsun daha ayırabılecegımız zamanımız mutlaka vardır diye anlattı.Hayır dedi Profesör, bu denyin esas anlatmak istediği eğer büyük taşları baştan baştan yerleştiremezsen küçükler girdikten sonra büyükleri hiç bir zaman kavanozun içine kayamazsın gerçeğidir. Öğrenciler saskınlık ıcınde bırbırlerıne bakarken Profesor devam etti Nedir hayatınızdaki büyük taşlar Çocuklarımız, eşiniz, sevdikleriniz, arkadaşlarınız, eğitiminiz, hayalleriniz, sağlığınız, bir eser yaratmak, başkalarına faydalı olmak, onlara bir şey öğretmek! Büyük taslarınız belkı bunlardan birisi belkide bir kaçı, belki hepsi. bu aksam uykuya yatmadan once ıyıce dusunun ve sızın buyuk taslarınız hangılerıdır ıyı karar verın. Bilin ki buyuk taslarınızı kavanoza ılk olarak yerlestırmezsenız hıc bır zaman bır daha koyamıyıcaksınız, buda hıc bır zaman gercek kısı olmayacagınızı gosterır...
_________________ Zor, en son aklına gelen olmalıdır. Yaşadığın dünyaya bak. Yüce Tanrı hangi eserini sevginin kucağında büyütmemiş? Neden okşamak ve kucaklamakla gidilecek yere, tekme ve tokatla erişmeyi tercih edersin. MEVLANA
01 Mar 2008, 21:25
Okyanus
Åžiir
Kayıt: 24 Kas 2007, 22:53 İleti: 589
Ruh Hali:
Re: Kısa Kısa Öyküler...
Sponsor Reklam AlanI Sponsor Reklam AlanI ___________________________________________________
Japonya'da bir çocuk 10 yaşlarindayken bir trafik kazasi geçirmiş ve sol kolunu kaybetmiş.
05.12.2006 13:57 Oysa çocuğun büyük bir ideali varmiş. Büyüyünce iyi bir judo ustası olmak istiyormuş.
Sol kolunu kaybetmekle birlikte, bu hayali de yıkılan çocuğunun büyük bir depresyona girdiğini gören babası, Japonya'nin ünlü bir Judo ustasına gidip yapilacak bir şeyin olup olmadığını sormuş..
Hoca: Getir çocuğu ..bir bakalim, demiş.
Ertesi gün baba-oğul varmışlar hocanın yanına.. Hoca çocuğu süzmüs ve: Tamam demiş.. Yarın eşyalarını getir, Çalışmalara basliyoruz.
Ertesi gün çocuk geldiğinde hocası ona bir hareket göstermiş ve "bu hareketi çalış" demiş. Çocuk bir hafta aynı hareketi çalısmış.. Sonra hocasınin yanına gitmiş. Bu hareketi ögrendim baska hareket göstermeyecek misiniz?" diye sormuş.
Hocanın cevabı: - Çalışmaya devam et olmuş...
2 ay,3 ay,6 ay derken çocuk okuldaki bir yılını doldurmuş.. Çocuk bu bir yıl boyunca hep o aynı hareketi tekrarlamış. Hocanın yanına tekrar gitmiş: Hocam bir yıldır aynı hareketi yapıyorum bana baska hareket göstermeyecek misiniz?
- Sen aynı hareketi çalış oglum. Zamanı gelince yeni harekete geçeriz..
Bir gün hocası yanına gelip. ..."Hazir ol ! " demiş.. "Seni büyük turnuvaya yazdırdım. Yarın maça çıkacaksın!"..
Delikanlı şok olmuş.. Hem sol kolu yok hem de judo da bildigi tek hareket var.
Ünlü judocuların katıldığı turnuvada hiçbir şansının olmayacağını düşünmüş; ama hocasına saygısından ses çıkarmamış.
Turnuvanın ilk günü delikanlı ilk müsabakasına çıkmış. Rakibine bildiği tek hareketi yapmış ve kazanmis. Derken.. ikinci ,üçüncü maç....çeyrek, yari final ve final...
Finalde Delikanlının karşısına ülkenin son on yılın yenilmeyen şampiyonu çıkmış. ....
Tam bir üstat, delikanlı dayanamayıp hocasının yanına kosmuş.. "Hocam hasbelkader buraya kadar geldik ama rakibime bir bakın hele.. Bende ise bir kol eksik ve bildiğim tek bir hareket var.. Bu kadar bana yeter.. Bari çıkıp ta rezil olmayayım izin verin turnuvadan çekileyim.."
- Olmaz demiş hocası. Kendine güven, çık dövüş. Yenilirsen de namusunla yenil.
Çaresiz çıkmış müsabakaya. Maç baslamış. Delikanlı yine bildiği o tek hareketi yapmış ve tak.! Yenmiş rakibini şampiyon olmuş. Kupayı aldiktan sonra hocasının yanına koşmuş:
-Hocam nasıl oldu bu iş? Benim bir kolum yok ve bildiğim tek bir hareket var.
Nasıl oldu da ben kazandım ?
-Bak oğlum 10 yıldır o hareketi çalışıyordun. O kadar çok çalıştın ki, artık yeryüzünde o hareketi senden daha iyi yapan hiç kimse yok.
Bu bir,
İkincisi de o hareketin tek bir karşi hareketi vardir. Onun için de rakibinin senin sol kolundan tutması gerekir.!
Bunu anlatan kiÅŸi bir de ÅŸunu ekledi:
"İnsanlarin eksiklikleri bazen, aynı zamanda en güçlü tarafları olabilir: Ama yeter ki bu eksiklik kafalarinda olmasin..!!"
Kaynak: Başarı Rehberi(Adil Maviş)
_________________ Zor, en son aklına gelen olmalıdır. Yaşadığın dünyaya bak. Yüce Tanrı hangi eserini sevginin kucağında büyütmemiş? Neden okşamak ve kucaklamakla gidilecek yere, tekme ve tokatla erişmeyi tercih edersin. MEVLANA
01 Mar 2008, 21:25
Okyanus
Åžiir
Kayıt: 24 Kas 2007, 22:53 İleti: 589
Ruh Hali:
Re: Kısa Kısa Öyküler...
Sponsor Reklam AlanI Sponsor Reklam AlanI ___________________________________________________
AÅžK
Yaşlı bir hint usta,çırağının sürekli her şeyden şikayet etmesinden bıkmıştı. Bir gün çırağını tuz almaya gönderdi.Hayatındaki her şeyden mutsuz olan çırak döndüğünde,yaşlı usta ona,bir avuç tuzu bir bardak suya atmasını ve içmesini söyledi.
Çırak ,yaşlı adamın istediğini yaptı ama içer içmez ağzındakileri tükürmeye başladı."Tadı nasıl?"diye soran yaşlı adama öfke ile "Acı!" diye cevap verdi. Usta kıkırdayarak çırağını kolundan tuttu ve dışarı çıkardı.Sessizce az ilerdeki gölün kıyısına götürdü ve çırağına bu kez de bir avuç tuzu göle döküp,gölden su içmesini söyledi.
Söyleneni yapan çırak,ağzının kenarından akan suyu koluyla silerken,usta aynı soruyu sordu:"Tadı nasıl?" "Nefis"diye cevap verdi genç çırak. "Tuz tadı aldın mı?"diye sordu yaşlı adam, "Hayır." Bunun üzerine yaşlı adam,suyun kenarına diz çökmüş olan çırağının yanına oturdu ve şöyle dedi:
"Aşkımızın içtenliği su gibidir.Eğer sadece bir bardak dolusu derinliği varsa,olumsuzluklar karşısında çabucak acılaşır,sevdiğimizin sıradan kusurlarıyla bulanır, tatsızlaşır.Aşkımızı bir göl gibi büyütmüşsek kalbimizde, ne kadar olumsuzluk ve kusur olursa olsun,sabırla karşılar ve aşkımız acılaşmaz bulanmaz...
_________________ Zor, en son aklına gelen olmalıdır. Yaşadığın dünyaya bak. Yüce Tanrı hangi eserini sevginin kucağında büyütmemiş? Neden okşamak ve kucaklamakla gidilecek yere, tekme ve tokatla erişmeyi tercih edersin. MEVLANA
01 Mar 2008, 21:28
gece_ayazi
Site Yöneticisi
Kayıt: 22 Oca 2008, 15:30 İleti: 6001
YaÅŸ: 28
Konum: K@K
Burcunuz: Ruh Hali:
Re: Kısa Kısa Öyküler...
Sponsor Reklam AlanI Sponsor Reklam AlanI ___________________________________________________
Ayrıntı
Tozlu kutudan çıkan nesneler arasında bir kutu daha içinde bir adet resim kağıdı hayat gibi mas mavi hayat gibi sim siyah 14 eylül sabahıymış bir bulut çizmişim kağıda çok büyük kalbim gibi.ancak o bulutun içine bir tek seni ve kendimi koymuşum.bu buluta o zaman baktığımda sanki mavi dünyamı masmavi yapıyordu.aradan yıllar geçti,uzun zamanlar.araya aşklar girdi pencereden bakan minik gözler girdi.ben bu süre içerisinde bir çok şey öğrendim hayatın dıştan gözüktüğü gibi olmadığını kendi dünyamızı başkalarına anlatırken ekran koruyucu koyup da anlattığımız mesela. Sevmeyi anladım bazen aynı ekran koruyucularımızı kendimiz yaşarken içimizde de kullandığımızı anladım. Sevdikleri insanların insanlara değer verdiklerini anladım.sevmek kadar cesaretli olabiliyorsan sevdiğini söylemek kadar cesaretli olmak zorunda olduğunun farkına vardım bir kez daha.seviyorsan eğer senin sevdiğin insanın seni bir kelimeyle var edip bir kelimeyle yok edebildiğini öğrendim.fakat öyle bir yanış yapmışım ki resmimde öylesine doru bir ayrıntıyı atlamışım ki yüreğimde.unutmuşum.bulutların güneşi kapattığını.şimdi bunun hesabını veriyorum. Herkese…
Bu forumu görüntüleyenler: Kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumda konulara cevap yazamazsınız Bu forumda kendi iletilerinizi değiştiremezsiniz Bu forumda kendi iletilerinizi silemezsiniz Bu forumda dosya ekleyemezsiniz