Reddedilmek Güzeldir
--------------------------------------------------------------------------------
Her insan hayatında en az bir kere reddedilme durumuyla karşı karşıya kalmıştır. İstediklerini elde edenlerle, edemeyenlerin arasındaki fark, isteklerine ulaşanların kendilerine ve yaptıkları işlere inanmaları ve denemekten asla ve asla vazgeçmemeleridir. Tarihteki ünlü isimlerin elde ettiği başarıların ardında, birçok red yanıtı almalarına karşın çabalarını aynı azimle devam ettirmeleri gelmektedir. Zaten red yanıtlarına yenilenleri de tarih de aklından çıkarmıştır. İşte reddedilmek güzeldir dedirten o ünlü öyküler.
İlk çağın ünlü hatiplerinden Demostenes, ilk kez topluluk karşısında konuşmaya başladığında halk ona kahkahalarla gülmüş ve kürsüden uzaklaştırmıştı. Kekeme olmasına rağmen içinde büyük bir hatip olma arzusu taşıyordu. Çok çalıştı, ağzına deniz kıyısında bulduğu çakıl taşlarını koyarak ve dalga sesleri eşliğinde konuşma egzersizleri yaparak kendini geliştirdi. Ve sonunda dünyanın en büyük hatiplerinden biri olmayı başardı.
Richard Bach’ın, gelişim düşkünlerinin severek okuduğu Martı Jonathan adlı kitabı tam 18 yayın evi tarafından reddedilmişti. 1970 yılında basıldığında ise büyük bir ilgi görerek, günümüze değin dünya çapında beğeniyle okunan kitaplar arasına girdi.
Walt Disney, farelerle dolu bir garajda “Miki Fare” (Mickey Mouse) adlı ünlü çizgi film kahramanını yaratıp şöhreti yakalayıncaya kadar onlarca işten ret cevabı almıştı. Bir keresinde bir gazete editörü onda zerre kadar resim kabileyitinin olmadığını söylemiş, ayrıca Disneyland’ı kurmadan önce birkaç defa iflas etmişti.
Genetik biliminin kurucusu Mendel de birçok kez istediği üniversitelere kabul edilmemiş ya da okumayarak yarıda bırakmıştı. Hatta bitiremediği üniversitenin bir profesörü onun için, "bir bilim adamı için gerekli olan berrak düşünebilme yeteneğine sahip değil" demişti.
Ünlü girişimci Henry Ford’un, seri otomobil üretmeyle ilgili projesinin kredi talebi “otomobil ancak geçici bir moda” gerekçesiyle bir banka müdürü tarafından reddedilmişti. Ford, otomobilleriyle başarıya ulaşıncaya kadar tam beş kez iflas etmiş, ancak vizyonu ve azmi sayesinde otomotiv sektörünün kurucusu ve bir numaralı ismi haline gelmişti.
Ünlü müzisyen Beethoven, küçük yaşlarda keman tutuşunu beğenmeyen hocası tarafından “Müzisyen olamaz!” denilerek gözardı edilmişti.
“Rüzgar Gibi Geçti” adlı kitabıyla ünlenen yazar Margaret Mitchell’ın, bu kitabının 38 defa reddedilmesinden sonra basımı yapılmıştı.
Ünlü romancı Charles Dickens, geçinmek için girdiği bodrum katındaki işinden arta kalan zamanında öyküler yazdı. Fakat yayıncılara gönderdiği bu öyküler sürekli reddedildi. Ta ki bir gün olumlu yanıt alıncaya kadar.
İtalyan tenor Enrico Caruso’nun, müziğe başladığı ilk yıllardaki hocası onun için, “sesin pencere kenarından giren rüzgarın çıkardığı ıslık sesine benziyor” demiş ve ona ders vermeyi reddetmişti. Ancak Caruso çalışmasıyla daha sonra dünyanın en büyük tenorlarından biri olmayı başarmıştı.
Alıntı--Mabedden yapabildiğim alıntılardan buda..bilgisayarı kaç kere kapatacağım ki okuyabileceğim:).
**
Penelope'nin notu::Evet ben karaktersizim!..Evet evet herşeyi hazmedebiliyorum evet..sanırım buna insanlar, "karaktersizlik" yada "yüzsüzlük" diyor..Hadi bunu da bir güzel kılıfına uydurayım!..Hayır ben herşeye rağmen yürümeye, cesaret yada yiğitlik diyorum..yüreklilik yani (diğer ikisinin anlamını bilmeyen vardır belki)..ve UMUT diyorum!..nasıl, bu seferki kılıfımı da beğendiniz mi?!..
Bence bu kılıflara takılı kalmayın..dönün şöyle aynanıza bir bakın..hani denir ya..kişinin karşısında gördüğü aslında kendi suretidir..evet öyledir..bu kadar da büyük konuşuyorum..
Ve bir kez daha büyük konuşacağım şimdi..hani evreni yardımıma çağırmıştım ya..ve bu çağrının hemen ardından atılmıştım ya..evet evren yardım etti..ama sadece size değil..bana da..nasıl mı?..işte bu uzun hikaye ve korkarım bunu izah etsem,bana inanmak yerine kılıfını hazırladı dersiniz yine

Hadi gelin bu kılıfa bir bakalkım

Evet evren sadece sizi değil beni de hala koruyor..şöyle ki..bilirsiniz dünya kötülerin mekanıdır..ve ben masivaya(dünyaya) pek bir kapılmıştım..ve o ses geldi ve şöyle fısıldadı kulağıma..yani bu söz bana değildi direkt ama bu sözü bana hatırlattı o adresten ismimi sildirerek:"İstemez misin ya Ömer, dünya onların, âhiret de bizim olsun... [Hz. Muhammed (s.a.v.)]".
Dünya kötülerin evet..insanlar türlü sıfatlarla çağıracak evet..burada kapılardan kovulacağım..ama inşallah orada hiç kovulmayacağım bir adresim olacak..nasıl mı emin oluyorum..çünkü dünya benim değil..ben kaybolmuş..tüm şerefini kaybetmiş bir insanım..yani dünyayı çoktan kaybetmiş biriyim..en çok anılan sıfatım ise karaktersizlik..hayır başarılı da değilim..çünkü etrafımda insanlar var benim..hep vardı..yok sansanızda ben yalnız değildim aslında..hala değilim..sanalda da reelde de tüm bunlara rağmen gerçek dostlarım var..ama evet sayı az..çünkü dünyada(kötülüğün mekanında) İNSAN az!..
Evet karaktersizim,onursuzum,yüzsüzüm evet..Hayır değilim..öyle olsaydı net cafelerde sürünmezdim..korkup kaçardım öyle değil mi?..söyleyin şimdi,bir karaktersiz tüm hayatını silmek pahasına onuru için savaşabilir mi?..hayır bu bir kılıf değil yada karaktersizlik!..bu cesaret!..bu umut!..bu kendine inanç!..
Bu yazıyı şu paragraf ile bitiriyorum yine mabedden alıntı olan:
"Hiç bir zaman geç kalmadınız,
Kaç kere yoldan dönmüş de olsanız,
Kaç kere döndürülmüş de olsanız,
Dünyanın bütün günahını taşıyor da olsanız,
Hayatınızdaki her şeyden kendinizi suçlu hissediyor da olsanız,
Kendinizin “Yüreğiniz” tarafından kabul edileceğine inanmıyor olsanız da
Siz yine de “kendinize, yüreğinize” yürüyünüz....
Hiç kimse size inanmasa da, siz kendinize inanın"
**
PORTALA NOT:Umarım bu yazım yalnış algılanmaz..çünkü artık nasılsa fazla yazmayacağım..umarım tolore edilebilir..affola..